İlk gün akşamı yakındaki Kadırga koyunda konaklıyoruz . Bu arada mavi yolculuğa çıkıldığında grubun uyumunun öneminin farkına varıyoruz .

8 kamaralı teknemiz dolu ve her kamara aynı büyüklükte değil , bazısı önde bazısı arka bölümde . Kamara seçimi konusunda çıkan anlaşmazlık kısa sürede çözülüyor ve herkes yerleşiyor . Bu arada ilk gün dahil 2 - 3 kişi hariç insanlar odada değil güneşlenme bölümünde uyuyor .

Bu bölümün üstüne gece tente çekildiğinden kırağı yağması engellenirken sabah güneşininde erken uyandırması önleniyor . Açık alanda uyumak çok zevkli olduğundan kalan 2- 3 kişide bir kaç gün içinde kamarada uyumaktan vazgeçiyor .
Bizim teknemiz klimasızdı . Teknede klimanın ne işe yaradığını ise pek anlayabilmiş olmasam da tekne güvertesinde uyuyamayacağınızı düşünüyorsanız yaz aylarında kamara sıcak olabileceğinden dolayı bir yararı olabilir .
Güvertede uyumazsanız ne kaybedersiniz ?
Güvertede minderler üzerine serilen çarşaf ve üzerinize alacağınız battaniyeler ile uyunuyor . Bunun bir anlamı gece serin olduğundan açıkhavada terlemiyorsunuz .
Diğer insanlarla birarada olduğunuzdan sohbet edip eğleniyorsunuz . Ertesi gün ise kim horluyorsa onunla dalga geçebiliyorsunuz .
Açıkhavada denizin sesi ve etrafın sessizliği doğayı daha iyi anlamanıza katkı yapıyor . Sabah güneşin doğuşu veya yamaçlardaki keçilerin sesleri ile uyanabilir , isterseniz teknenin önünde balık tutan arkadaşınıza eşlik edebilirsiniz .

Teknede grup içi uyum kadar tekne ekibiyle uyumda önemli . 8 kamaralı bir teknede genelde 1 miço ,1 ahçı ve kaptan bulunuyor . Güzel yemekler yapan ahçımız , Uyumlu bir kaptan , sempatik ve saygılı miçomuzla bizler bu konuda şanslıydık .